Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)

"O, denizde balık adam, karada ağaç
adamdı"
Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan Halikarnas Balıkçısı
1890'da doğdu. İlköğrenimini Büyükada Mahalle Mektebi'nde,
ortaöğrenimini Robert Koleji'nde yaptı (1904). Oxford
Üniversitesi'nde dört yıl Yakın Çağlar Tarihi okudu, üniversiteyi
orada bitirdi. İstanbul'a dönünce Resimli Ay, İnci vb. dergilerde
yazılar yazdı, kapak resimleri ve süslemeler yaptı, karikatürler
çizdi (1910-1925).
1925 yılında bir öyküsü yayınlanır Cevat Şakir'in Resimli
Hafta dergisinde. "Hapishanede idama mahkum olanlar, bile bile
asılmaya giderler" başlığıyla yayınlanan bir öykü nedeniyle İstiklal
Mahkemesi tarafından yargılanarak 3 yıl sürgüne mahkum edilir ve
yeni bir yaşamın başlangıcı olan bu sürgünle 25 yıllık Bodrum yaşamı
başlar Cevat Şakir'in. Bodrum'un Karya dönemindeki adından
esinlenerek Halikarnas Balıkçısı lakabını kullanır
eserlerinde.
Cezasının son yarısını İstanbul'da geçirdikten sonra yeniden
döndüğü Bodrum'da kalır. 1947'de İzmir'e yerleşen Halikarnas
Balıkçısı, kızının anlatımına göre ilk ve son romanlarını İzmir'de
yazar. 13 Ekim 1973'te bu kentte ölen Kabaağaçlı çok sevdiği
Bodrum'a gömülür
.Ölümünün üzerinden yıllar
geçtikten sonra; İzmir Kültürpark'ta 1500 metrekarelik alanda
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın anısına "Halikarnas
Balıkçısı Bitkiliği" oluşturulur.
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın kızı İsmet
Noonan babasını "babam deyince aklıma deniz, ağaç ve orman
geliyor. Bu bitkilik babamı çok iyi simgeliyor" diyerek
ifade etti.
Yazar Şadan Gökovalı ise “Kabaağaçlı'nın yeşili ve çiçeği çok sevdiğini, bu nedenle
pantolon ceplerinin birer kilogram tohum alacak kadar büyük olduğunu
anlatarak, "O, denizde balıkadam, karada ağaç
adamdı"
dedi.
Şükrü
Kocagöz, bitkiliğin düzenlenmesinde Kabaağaçlı'nın deniz ve doğa
sevgisinden esinlendiğini ve Kabaağaçlı'nın Türkiye'ye ilk kez
getirerek romanlarına konu ettiği 45 çeşit bitki ile Bodrum'u
sembolize eden ağaç ve zeytinlerin yer aldığını da
belirtti.
ESERLERİ:
Roman: Agata Burina Burinata,
Bulamaç, Deniz Gurbetçileri, Ötelerin Çocukları, Turgut Reis, Uluç
Reis.
Deneme: Altıncı Kıta Akdeniz, Düşün
Yazıları, Anadolu Efsaneleri, Hey Koca yurt, Anadolu Tanrıları,
Merhaba Anadolu, Anadolu'nun Sesi, Arşipel, Sonsuzluk Sessiz
Büyür.
Hikaye: Gençlik Denizlerinde, Egeden
Denize Bırakılmış Bir Çiçek, Çiçeklerin Düğünü, Dalgıçlar, Mavi
Sürgün, Parmak Damgası.
Çocuk Kitapları: Denizin
Çağrısı, Gülen Ada, Yol Ver
Deniz.
Kaynak:
www.iscikoylu.org
Halikarnas
Balıkçısı Hakkında Bir Kaç Alıntı:
Halikarnas
Balıkçısı’na gelinceye kadar bizim edebiyatımızda pek öyle yaşayan
doğa yoktu. Balıkçı kişi olarak gümbür gümbür bir insandı. O,
doğanın bir parçası gibiydi...Bizim edebiyatımıza sağlıklı,
gördüğümüz, güzel olan doğayı getirdi. Yunmuş arınmış yıldızları,
yıkıntıları, ağaçları, yürüyen taşan gökyüzünü, akar suları, bir
uçtan bir uca akan karanlıkları, kuşları, balıkları, toptan denizi
getirdi. Balıkçı bir yaşayan,
doğaya
tekmil coşkunluğuyla karışmaya can atan kişiydi. İyi kendinden,
yüreğinden veren, toprak gibi, çok cömert bir torak gibi veren
kişiydi. Balıkçıyı
okurken insan doğayla bütünleşmiş, doğanın güzelliğinde atan bir
yürek bulur.
Yaşar
Kemal
*
Benim
bildiğim en sadık ağaç dostu Cevat Şakir’dir. Halikarnas Balıkçısı,
İzmir’de yaşamak zorunda kaldığı yıllarda, arada bir, ilk göz ağrısı
Bodrum’a gelir, canından can, ruhundan ruh kattığı bu kentin
insanları, ağaçları ve deniziyle hasret giderirmiş. Bir dostunun
anlattığına göre Balıkçı, Bodrum’a her gelişinde eski denizci
dostlarıyla konuştuktan sonra doğru ağaç dostlarının yanına
gidermiş. Şöyle anlatıyor dostu: “Bir bir her ağacın yanına varır, bir merhaba
çeker, gövdesini kocaman eliyle sıvazlar, ağacı okşardı. Sonra sanki
bir insandan bahsediyormuş gibi hakkında uzun açıklamalarda
bulunurdu. Geçmişini, nereden ve nasıl geldiğini, huylarını,
yararlarını anlatırdı. Bana öyle gelirdi ki ağaçları onu Davudî
sesinden tanırdı.
Ali
Çolak